J. R. R. Tolkien¹in ölümünden sonra oğlu Christopher Tolkien tarafından, daha sonra ünlü bir fantastik hikâye yazarı olacak olan Guy Gavriel Kay yardımı ile İngiliz yazar J. R. R. Tolkien'in epik Orta Dünya hikâyelerinin birleştirilmesi ile oluşturulmuş 1977'de yayımlanmış epik kitap. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi hikâyelerinin geçtiği dünyanın arka planını ve tarihini oluşturur.
Silmarillion üç parçadan oluşur:
1. Ainulindalë ("Ainur'un müziği") - Eä'nin, yani dünyanin yaratılışı.
2. Valaquenta ("Valar'a dair") - Valar'ın ve Maiar'ın, Eä'deki iki doğaüstü varlığın tanımı.
3. Quenta Silmarilion ("Silmarillerin tarihi") - İlk Çağda ve öncesinde olan olayların tarihi.
Bu üç parça aslında ayrı çalışmalar iken, oğlu Christopher Tolkien'in isteğiyle beraber yayımlandı. J. R. R. Tolkien kitabı tamamen bitiremeden öldüğü için, oğlu Christopher geri kalan kısımları babasının eski notlarını kullanarak bitirirken birkaç yerde ise tamamen baştan kurguladı.
Silmarillion, Tolkien'in diğer Orta Dünya eserleri gibi, Dünya'nın geçmişinde yaşanmış gibi kurgulanmıştı. Bu amaç doğrultusunda, Silmarillion Bilbo'nun Ayrıkvadi'de yazdığı 3 ciltlik Elfçe'den Çeviriler kitabından çevirilmiş olarak kurgulandı.
Silmarillion, Kayıp Öyküler ve Tom Bombadil'in Maceraları gibi, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'ni de barındıran, Orta Dünya Kozmolojisi'ni tanımlayan, kapsamlı fakat eksik, efsanevi hikâyelerden oluşmaktadır. Kitabın en göze çarpan bölümleri şunlardır:
* "Ainur'un müziği"
* "Beren ve Lúthien'e dair"
* "Turambar Túrin'e dair"
* "Tuor'a ve Gondolin'in yıkılışına dair"
* Eärendil'in yolculuğuna ve Öfke Savaşına dair"
bir rp, frp sever tarafından, yüzyılın en önemli fantastik kurgu kitabı olarak tanımlanabilecek eser.
aşağıdaki paragraflar böyle düşünen biri tarafından yazılmıştır.
[kitabı okumayanlar, ön bilgi istemiyorlarsa buradan sonrasını okumasınlar]
***
herşeyin üstünde, kelimelerin tanımlayamacağı kadar ulu bir güç... en derinde, ruhumuzda hissettiğimiz, çoğu zaman bilinmeyen nereden, nasıl içimize nasıl işlediği... içimize işleyenler, aklımızda evrenler oluşturabilecek kadar güçlü... yalnızca hayal dahi olsa oluşturulanlar, bizim için yaşıyordur onlar... ancak ağır kilitlerin kapalı tuttuğu kapılar ardındadırlar ve çoğumuz için hiç açılmaz kilitler, varlıklarından dahi haberdar olmayız, aklımızın derinlerinde yaşayanların...
ya o kapılar bir insanın zihninde açılırsa? herşey dökülürse harf harf...
ve sadece düşüncelerde var olanlar doldurursa boşluğun kalbini... yokolmayan, güç verirse varoluşa, hala yok diyebilirmiyiz biz onlara, sadece aklımızda dahi olsalar?
ea yaşıyor. arda var. ve artık o, sadece bir zihinde değil, milyonların zihninde. milyonların aklına yer etmiş olana, yok denebilir mi?
***
büyük üstad tolkien in bize aktardığı kısımdan benim şuanda aktarabileceklerim, buyrun.
varlığa, maddeye, yaradılışa, duygulara, güzelliğe, karanlığa ve tanrının çocuklarına dair...
herşeyden önce sadece eru vardı... o, düşüncelerinden kutsal olanları yarattı ilk önce, ki onlar da eru yu bilsinler, başlangıçlardan sonlara uzananları görsünler, hatta bizzat var etsinler, aldıkları güçle diye... ve güçlüler, kutsal olanlar arasından biri yükseldi, herkesden bir parça taşıyandı o. melkor. ardayı, yıkan, yakan, hüzne boğan, isyanıyla... ancak, eru'nun enstrumanıydı o da... varlığa hüznün güzelliğini, bilgeliğini, mutluluğun ve acının, öfkenin ve huzurun, sevginin ve nefretin gerçek anlamını gösteren... evet, arda bir cennet değildi, sırf onun yüzünden, ancak acı, hüzün, nefret, cahillik olmadan cennet nedir ? ne bilirdik ki ? ve ulular arasından yükselen diğerleri, iyi ve yüce olanların en büyükleri... valar, aratar... ve diğer daha az güçlü ama yine kutsal olanlar... onların şarkısının; yükselen alçalan tonları, uyumu, renkleri, hatta uyumsuzluğu, zincirin halkaları gibi birbirine bağlanmış bir bütün teşkil etmiş ve bir küre varetmişti... oraya "arda" dediler. içinde geleceği, geçmişi hepsini gördüler ve istediler ki, onun içinde olup onunla yaşayalım. ainur indi böylece arda'ya yeryüzüne... daha arda'ya, yani dünyaya baktıkları sırada gördükleri ve tam olarak anlayamasalarda kalplerinde sevdikleri, o bağımsız, eru nun çocukları için dünyayı hazırladılar... ilk önce valar lambaları ile aydınlandı dünya... ve güzellikle yada kötülükle de olsa herşeyde en büyük pay ve görkemi isteyen melkor onları yıktı... ziyan oldu başlarında manwe ve varda olan valar'ın çabaları... dünyanın büyük kısmı volkanlar, kayalar açılmaz dağlar, hırçın sularla doldu... valar istedi ki, korunan bir diyar yaratalım arda içinde, ve ölümsüz toprakları, aydınlatan ağaçları yarattılar. yavanna idi ağaçları tasarlayan... gelmek üzereydi çocuklar. ki geldiklerinde onları ilk önce melkor gördü, alıp değiştirdi onların bir kısım bahtsız olanlarını... elflerdi onlar, valar korumak istedi onları, korunan topraklara davet etti.
burada başlar büyük kavimlerin oluşması, ilk büyük efsane... ilk kutsal topraklara gidenler, sonradan gidenler ve asla gitmeyenler... bu andan itibaren başlar, ingwe, olve, elve ve finve'nin kendilerinin ve halklarının içindne çıkanların efsaneleri, elflerin hüzünle güzellikle, bilgelikle bazen de lanetlerle yoğulmuş hayatları... onların hikayeleri yeni başlamışken, uykudaki dağların ve taşların halkı, aulenin eserleri uyandı, dwarflar. ki, yavanna nın eserleri de ormanlarda gezmeye başlamışlardı, entler. ve sonrasında en ulu kader'e ahip olanlar uyanacaktı, insanlar. işte onların, ve onların içinden çıkan özel olanların, yaşayan, nefes alan, sürükleyen ve milyonlarca zihinde yaşayan bir dünyanın bütünüdür silmarillion.
o yaşadığımız dünya ve yalnızca zihinde yaşayanlar ile öylesine sarmalanmıştır ki, artık bu dünyanın sayfalar ve üzerinde yazan kelimelerden ibaret olduğuna "asla" inanmazsınız.
***
orta dünya'da, her biri ayrı dünya olabilecek kadar güçlü karakterler vardır, onlarca... ilk beylerin, fenorun, noldor krallarının, thingol'un filgolfin'in, turgon'un, finrod'un, tinuviel'in, haleth'in, turin'in, beren'in, huor'un, tuor'un, dior'un, earendil'in, nimloth'un, elros'un, elrond'un, gil-galad'ın, numenorluların ve morgot'un, sauron'un, istari'nin hikayeri, hepsinin varlıkları silmarillion'a ilmek ilmek işlenmiştir, herbiri önemlidir ve daha az önemli olmayan ve sayamadığımız onlarcası... onlarla birlikte yaşarsınız gözbebeğinizden, beyninize kazınan her sayfada... dünyayı hayal etmek, içinde onları yaşatmak, anlamak, bir kitapdan fazlasıdır.
ve tolkien der ki, ikinci şarkıda sadece insanlar yer alacak ve daha görkemli bir ikinci müzik yükselecek... sadece insanlar olacak o şarkının içinde, tanrının yarattıkları içinde en görkemli kader'e sahip olanlar... bildiğimiz insanlık tarihindeyiz evet kitabın bahsettiği o ikinci şarkının içinde... ilmek ilmek dokunan o elbisedeki önemli bir düğüm değiliz belki ama iki dünyayı yaşayanlardan biriyiz, büyük usta sağolsun.
***
sonuç olarak, aklınızın rahat olduğu zamanlarda, fazla ara vermeden, ancak acele de etmeden, olayları aklımızda yoğurarak, yaşayarak okumamız gereken, çok ömemli bir eserdir silmarillion, yüzüklerin efendisi serisi de dahil olmak üzere tolkien eserlerinin temeli...
özel not: forgotten realms, dragon lance, dune, star wars gibi eserlerin hayranları için dahi baş köşe eseridir, değilse bile gerçekten okunduğunda olacaktır.
Silmarillion üç parçadan oluşur:
1. Ainulindalë ("Ainur'un müziği") - Eä'nin, yani dünyanin yaratılışı.
2. Valaquenta ("Valar'a dair") - Valar'ın ve Maiar'ın, Eä'deki iki doğaüstü varlığın tanımı.
3. Quenta Silmarilion ("Silmarillerin tarihi") - İlk Çağda ve öncesinde olan olayların tarihi.
Bu üç parça aslında ayrı çalışmalar iken, oğlu Christopher Tolkien'in isteğiyle beraber yayımlandı. J. R. R. Tolkien kitabı tamamen bitiremeden öldüğü için, oğlu Christopher geri kalan kısımları babasının eski notlarını kullanarak bitirirken birkaç yerde ise tamamen baştan kurguladı.
Silmarillion, Tolkien'in diğer Orta Dünya eserleri gibi, Dünya'nın geçmişinde yaşanmış gibi kurgulanmıştı. Bu amaç doğrultusunda, Silmarillion Bilbo'nun Ayrıkvadi'de yazdığı 3 ciltlik Elfçe'den Çeviriler kitabından çevirilmiş olarak kurgulandı.
Silmarillion, Kayıp Öyküler ve Tom Bombadil'in Maceraları gibi, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'ni de barındıran, Orta Dünya Kozmolojisi'ni tanımlayan, kapsamlı fakat eksik, efsanevi hikâyelerden oluşmaktadır. Kitabın en göze çarpan bölümleri şunlardır:
* "Ainur'un müziği"
* "Beren ve Lúthien'e dair"
* "Turambar Túrin'e dair"
* "Tuor'a ve Gondolin'in yıkılışına dair"
* Eärendil'in yolculuğuna ve Öfke Savaşına dair"
bir rp, frp sever tarafından, yüzyılın en önemli fantastik kurgu kitabı olarak tanımlanabilecek eser.
aşağıdaki paragraflar böyle düşünen biri tarafından yazılmıştır.
[kitabı okumayanlar, ön bilgi istemiyorlarsa buradan sonrasını okumasınlar]
***
herşeyin üstünde, kelimelerin tanımlayamacağı kadar ulu bir güç... en derinde, ruhumuzda hissettiğimiz, çoğu zaman bilinmeyen nereden, nasıl içimize nasıl işlediği... içimize işleyenler, aklımızda evrenler oluşturabilecek kadar güçlü... yalnızca hayal dahi olsa oluşturulanlar, bizim için yaşıyordur onlar... ancak ağır kilitlerin kapalı tuttuğu kapılar ardındadırlar ve çoğumuz için hiç açılmaz kilitler, varlıklarından dahi haberdar olmayız, aklımızın derinlerinde yaşayanların...
ya o kapılar bir insanın zihninde açılırsa? herşey dökülürse harf harf...
ve sadece düşüncelerde var olanlar doldurursa boşluğun kalbini... yokolmayan, güç verirse varoluşa, hala yok diyebilirmiyiz biz onlara, sadece aklımızda dahi olsalar?
ea yaşıyor. arda var. ve artık o, sadece bir zihinde değil, milyonların zihninde. milyonların aklına yer etmiş olana, yok denebilir mi?
***
büyük üstad tolkien in bize aktardığı kısımdan benim şuanda aktarabileceklerim, buyrun.
varlığa, maddeye, yaradılışa, duygulara, güzelliğe, karanlığa ve tanrının çocuklarına dair...
herşeyden önce sadece eru vardı... o, düşüncelerinden kutsal olanları yarattı ilk önce, ki onlar da eru yu bilsinler, başlangıçlardan sonlara uzananları görsünler, hatta bizzat var etsinler, aldıkları güçle diye... ve güçlüler, kutsal olanlar arasından biri yükseldi, herkesden bir parça taşıyandı o. melkor. ardayı, yıkan, yakan, hüzne boğan, isyanıyla... ancak, eru'nun enstrumanıydı o da... varlığa hüznün güzelliğini, bilgeliğini, mutluluğun ve acının, öfkenin ve huzurun, sevginin ve nefretin gerçek anlamını gösteren... evet, arda bir cennet değildi, sırf onun yüzünden, ancak acı, hüzün, nefret, cahillik olmadan cennet nedir ? ne bilirdik ki ? ve ulular arasından yükselen diğerleri, iyi ve yüce olanların en büyükleri... valar, aratar... ve diğer daha az güçlü ama yine kutsal olanlar... onların şarkısının; yükselen alçalan tonları, uyumu, renkleri, hatta uyumsuzluğu, zincirin halkaları gibi birbirine bağlanmış bir bütün teşkil etmiş ve bir küre varetmişti... oraya "arda" dediler. içinde geleceği, geçmişi hepsini gördüler ve istediler ki, onun içinde olup onunla yaşayalım. ainur indi böylece arda'ya yeryüzüne... daha arda'ya, yani dünyaya baktıkları sırada gördükleri ve tam olarak anlayamasalarda kalplerinde sevdikleri, o bağımsız, eru nun çocukları için dünyayı hazırladılar... ilk önce valar lambaları ile aydınlandı dünya... ve güzellikle yada kötülükle de olsa herşeyde en büyük pay ve görkemi isteyen melkor onları yıktı... ziyan oldu başlarında manwe ve varda olan valar'ın çabaları... dünyanın büyük kısmı volkanlar, kayalar açılmaz dağlar, hırçın sularla doldu... valar istedi ki, korunan bir diyar yaratalım arda içinde, ve ölümsüz toprakları, aydınlatan ağaçları yarattılar. yavanna idi ağaçları tasarlayan... gelmek üzereydi çocuklar. ki geldiklerinde onları ilk önce melkor gördü, alıp değiştirdi onların bir kısım bahtsız olanlarını... elflerdi onlar, valar korumak istedi onları, korunan topraklara davet etti.
burada başlar büyük kavimlerin oluşması, ilk büyük efsane... ilk kutsal topraklara gidenler, sonradan gidenler ve asla gitmeyenler... bu andan itibaren başlar, ingwe, olve, elve ve finve'nin kendilerinin ve halklarının içindne çıkanların efsaneleri, elflerin hüzünle güzellikle, bilgelikle bazen de lanetlerle yoğulmuş hayatları... onların hikayeleri yeni başlamışken, uykudaki dağların ve taşların halkı, aulenin eserleri uyandı, dwarflar. ki, yavanna nın eserleri de ormanlarda gezmeye başlamışlardı, entler. ve sonrasında en ulu kader'e ahip olanlar uyanacaktı, insanlar. işte onların, ve onların içinden çıkan özel olanların, yaşayan, nefes alan, sürükleyen ve milyonlarca zihinde yaşayan bir dünyanın bütünüdür silmarillion.
o yaşadığımız dünya ve yalnızca zihinde yaşayanlar ile öylesine sarmalanmıştır ki, artık bu dünyanın sayfalar ve üzerinde yazan kelimelerden ibaret olduğuna "asla" inanmazsınız.
***
orta dünya'da, her biri ayrı dünya olabilecek kadar güçlü karakterler vardır, onlarca... ilk beylerin, fenorun, noldor krallarının, thingol'un filgolfin'in, turgon'un, finrod'un, tinuviel'in, haleth'in, turin'in, beren'in, huor'un, tuor'un, dior'un, earendil'in, nimloth'un, elros'un, elrond'un, gil-galad'ın, numenorluların ve morgot'un, sauron'un, istari'nin hikayeri, hepsinin varlıkları silmarillion'a ilmek ilmek işlenmiştir, herbiri önemlidir ve daha az önemli olmayan ve sayamadığımız onlarcası... onlarla birlikte yaşarsınız gözbebeğinizden, beyninize kazınan her sayfada... dünyayı hayal etmek, içinde onları yaşatmak, anlamak, bir kitapdan fazlasıdır.
ve tolkien der ki, ikinci şarkıda sadece insanlar yer alacak ve daha görkemli bir ikinci müzik yükselecek... sadece insanlar olacak o şarkının içinde, tanrının yarattıkları içinde en görkemli kader'e sahip olanlar... bildiğimiz insanlık tarihindeyiz evet kitabın bahsettiği o ikinci şarkının içinde... ilmek ilmek dokunan o elbisedeki önemli bir düğüm değiliz belki ama iki dünyayı yaşayanlardan biriyiz, büyük usta sağolsun.
***
sonuç olarak, aklınızın rahat olduğu zamanlarda, fazla ara vermeden, ancak acele de etmeden, olayları aklımızda yoğurarak, yaşayarak okumamız gereken, çok ömemli bir eserdir silmarillion, yüzüklerin efendisi serisi de dahil olmak üzere tolkien eserlerinin temeli...
özel not: forgotten realms, dragon lance, dune, star wars gibi eserlerin hayranları için dahi baş köşe eseridir, değilse bile gerçekten okunduğunda olacaktır.


» Yıldız Savaşları (Star Wars)
» Gnome nedir?
» Lúniath Zigana Bar
» Silmarillion Hakkında
» Húrin'in Çocukları - J.R.R Tolkien
» Drizzt Do'Urden
» Yüzüklerin Efendisi Belgeseli’nden
» J.R.R.Tolkien'in bazı sözleri